TÜRK KÜLTÜR VE EDEBİYATINDA ALİ ŞÎR NEVÂYÎ VE TÜRKİYE'DE ALİ
ŞÎR NEVÂYÎ ÇALIŞMALARI
*
Yrd.Doç.Dr. Rıdvan CANIM[1]
Anadolu'nun,
Selçuklular ile başlayıp Osmanlılarla devam eden tarihi boyunca, Orta Asya ile
çok yönlü ilişkileri olmuştur. Bu ilişkilerin, özellikle ve öncelikle din,
tasavvuf, ilim, kültür ve sanat alanlarında çok boyutlu olarak asırlardır devam
edip geldiği bilinmektedir. Özellikle
Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman devirlerinde
Orta Asya'dan Anadolu'ya yani günümüz Türkiye'sine önemli bir beyin göçünün
yaşandığı da herkesçe bilinen bir gerçektir. Çoğunluğunu âlim ve sanatkârların
oluşturduğu bu isimler arasında kuşkusuz şairler de vardı. Bunların sayısı
80'in üzerindedir. Bu şairler içerisinde
özellikle Özbekistan topraklarından gelen şairler ise şunlardır :
Buharalı şairlerden Emir Ahmed Buhârî (ö.1516). Şeyh Ahmed İlâhî (ö.XVI.asır),
Cüdâyî (ö.1560), Molla Câmî'nin neslinden Şeyh Saîdâ (ö.1681), Şeyh Resâ
(ö.1700), Şeydâ, Rahmetullah Nazîmâ (ö.1751), Şeyh Seyyid Halil (Revnak,
ö.1812), Kirâmî Çelebi (ö.1829), Mirza Abdülsettar Hâlis (ö.1829), Şeyh
Süleyman (ö.1890) aynı şekilde Semerkandlı şairlerden Molla İmad Çelebi
(ö.XVII.yy.), Abdürrezzak Şâhid (ö.1725'ten sonra) ayrıca Osmanlı tezkire
yazarlarından Sâlim'e göre Semerkandlı, yine bir başka tezkire yazarı Safâyî'ye
göre Buharalı olan Âgâh (Hâfız Mehmed, ö. 1731) Anadolu'ya gelip tanınmış Özbek
şairleridir.[2]
Ali Şîr
Nevâyî, Türkçe'nin bugün Çağatayca olarak adlandırdığımız yazı diline kendi
adını verdiren ve kaynaklarda bu dilden , "Nevâyî Dili", "Nevâyî
Tarzı" diye sözettiren büyük bir sanatkârdır. Bu özelliğiyle de
dünyada tektir. Onun dışında dünyada hiçbir dil, bir şairin adıyla anılmaz.
Bunun ötesinde o, Türkçe'de pek çok türün başlatıcısıdır. Dilimizin ilk
hamsesini o yazdı. İlk Türkçe şuarâ tezkiresi onun tarafından kaleme alındı.
Aruzla ilgili ilk teorik eser ona aittir. Divanlara isim verme geleneği ve bu
eserlere dibâce ile başlama ilk kez onda görülür. Onun, Anadolu Klâsik Türk
Edebiyatı'na etkisi şuarâ tezkirelerinden başlanarak fark edilmiş ve ve bu
alanda değerli çalışmalar yapılmıştır. Yine rivayetlere göre Ali Şîr Nevâyî,
Sultan II.Bayezid zamanında kendisine 33
tane gazel göndererek bunlara Osmanlı şairleri tarafından nazire yazılmasını
istemiş ve Ahmed Paşa da bu gazellere nazîreler yazmıştır. Anadolu sahasında
sonraki asırlarda hamse yazan bütün şairler kendisini saygı ve hürmetle
anmışlardır. Örneğin Osmanlı şairlerinden Dükakinzâde Yahya Bey, Gülşen-i Envâr adlı mesnevisinde
Nevâyî'yi şöyle tanıtır :
Mîr Nevâyî gül-i bî-hârdur
Hamsesi
bir nâfe-i tâtârdır
Sözleridür
ışk odınun sarsarı
Her
biri bahr-i gazelün gevheri
Vasfedemem
zât-ı hırad-mendini
Ayn-ı
Acem görmedi mânendini
Gerçi
sakîl oldı velî zer gibi
Sözlerinün
kıymeti gevher gibi[3]
Ali Şîr Nevâyî her ne kadar Anadolu'ya gelen
şairlerden biri değilse de, o Anadolu Türklerinin yüreğinde taht kurmuş, her
birinin evine misafir olmuş bir büyük şahsiyet, belki bütün Türk yurtlarının
ortak atası, Türk kültür ve edebiyatının aksakalı idi.
"Alişîr, bu ebedî ölmez şiiri hayat !
Her bir sözü gönlümde çırpar kanat
Dâvet gibi coşup duran şarkılarından
Yürek meded, ilham alır, bulur necat
Uluğ şâir, senin dilin, benim dilim
Kardeşimsin, benim gönlüm, senin gönlün
Şarkı söyleyerek git, uyan sen zamanıma
A, şiir âlemi, aydınlığındır senin yolun! " * A. Tokambayov [4]
Bir şiirinde
böyle diyor Kırgız şairi Tokambayov, Ali Şîr Nevâyî için.. Evet biz de diyoruz
ki; onun ölümsüz şiirleri sadece bizim yüreklerimizde kanat çırpmıyor.. Onun
şiirleri kıyamete kadar Türk milletinin gönlünde yaşayacak.. Çünkü onun dili
bizim dilimizdir, bizim gönlümüz onun gönlü.. Çünkü o bizim kardeşimizdi, o
bizim gönüldaşımız.. Şimdi onu her zamankinden çok daha fazla özlüyoruz. Çünkü
o varken aşk vardı.. Şimdi o yok, aşk da yok.. Yüreklerimiz o yüzden yağmura
hasret çöller gibi susuz şimdi.. O, şiirlerini Sultan Baykara'ya okurdu, biz
onu Anadolu'dan dinlerdik.. O, söz ülkesinin kılıçsız, ordusuz sultanı idi.
Onun kılıcı kalem, askerleri de şiirleri idi. Hangi yürek ülkesine sefere
çıkmışsa hepsini kılıçsız askersiz bir bir teslim alan bir kumandandı o.. O
fethettiği ülkeleri yakıp yıkmadı, imar etti, hayat verdi, diriltti.
Nevâyî, Türk
dili konusunda son derece bilinçli idi. Yabancı bir dilin yani Farsça'nın
edebiyat dili olarak kabul edildiği bir devir ve çevrede millî duygu ve şuurla
ve imrenilecek bir cesaretle ortaya atılıp Türk dilinin istiklâlini savunması,
kuşkusuz her türlü takdirin üstündedir.
Bakınız kendisi Türkçe yazma macerasını nasıl anlatıyor : Gençliğimin ilk
yıllarında şiire, edebiyata merak sardırmağa başlamıştım. Tabiatımda birtakım
parıltıların sıcaklığını duymakta idim. Bu yolda bazı şeyler yazmağa
çalışırken, geleneklerden yakamı kurtaramadığım için Farsça yazıyordum. Biraz
daha iyi düşünmeğe başladığım çağda ulu Tanrı gönlüme özgünlük ve incelik
sevgisi doldurdu. Yaradılışım, bayağılıktan kaçınmayı, iyiyi ve güzeli sevmeyi
buyuruyordu. O zaman ana dilimin üzerinde düşünmeye koyuldum. Türkçe'nin
derinliklerine dalınca onsekiz bin âlemden daha yüksek bir âlem göründü. Bu
âlemin, süsler, ziynetler içerisinde enginleşen göğü, dokuz gökten daha
üstündü. Bu faziletler, yücelikler hazinesinin incileri, yıldızlardan daha
parlaktı. Bu âlemin bahçelerine daldım; gülleri güneşler gibiydi. Her yanında
gözler görmedik, el ayak değmedik neler neler vardı. Ama bu tılsımın yılanları
pek korkunç, bu güllerin dikenleri pek yamandı. Bunları görünce düşündüm ve
dedim ki : Demek bizim Türk sanatkârları bu korkulu, üzüntülü şeylerden
çekindikleri için Türkçeyi bırakmışlar ve böyle geçip gitmişler. Ben bu âlemden
vazgeçemedim, korkmadım, yılmadım, güçlükleri yendim, çetinliklerle savaştım,
emeklerimi esirgemedim. Türkçemin uçsuz bucaksız alanlarında ilhamımın şahlanan
atını koşturdum, sonsuz fezâlarda hayâlimin hırçın kuşunu havalandırdım.
Zevkim, bu hazineden değer biçilmez, güç yetmez birçok inciler, pırlantalar
aldı. Gönlüm, bu bahçenin gizliliklerinde güzel kokularıyla cana can katan, göz
görmedik çiçekler topladı.[5]
Milletlerin
tarihinde, onları diğer uzak akrabaları ile daima aşina kılacak ustalar,
üstadlar, abideleşmiş kişiler vardır. Ölümlerinden sonra dahi geniş bir millet
coğrafyasında yaşamaya devam ederek tarihi kucaklayan yiğitlerdir onlar..
Zamanı tüketerek değil, üreterek yaşamışlardır ve dünya durdukça zamanın ruhu
onları saygıyla anacaktır. Türk milleti için Ali Şîr Nevâyî, işte onların en
önde gelenlerinden biridir. Türklerin birkaç coğrafyada birden dünyanın
dizginlerini ellerinde tuttukları bir çağda, Türk dil ve edebiyatını bir medeniyet
birikimi olarak en ince süzgeçlerden damıtan bir sanatkârdı o.. Çağına ait Türk
dünyası edebiyatı tarihindeki en önemli
yer şüphesiz onundu ve Türk kültür dünyasında uyandırdığı geniş yankılar, bütün
bir Türk milletini birleştirmek için günümüze kadar gelecekti. Ortaçağ
sonrasına hükmeden atalarımız, farklı kültür coğrafyalarında bulunmalarına
rağmen, onun adını hürmetle andılar ve şiirlerini severek okudular. Hatta,
Fuzûlî kadar Bâkî de, Sekkâkî kadar Şehriyar da onun ölümsüz kitaplarının
satırlarını gördüler. Behzad, minyatürlerini resmetti, nakkaşlar yıllarca
kitaplarını nakışladılar. Türklüğün kutsal kitapları gibi ciltlendi
mesnevileri.. Hamseciler şiirlerini taklitten aciz kaldılar. 18. yüzyılda Nedim
ile Şeyh Gâlib, ruhuna hürmeten
Çağatayca birer şiir bile yazdılar. Kitapları karşısında Azeri, Osmanlı,
Özbek, Türkmen ve Kırgız edebiyatlarında birer bayrak gibi selâma duruldu. O
şöyle diyordu : "Hiç ordum olmadığı halde Çin sınırana ve Tebriz'e kadar
bütün Türk ve Türkmen illerini sırf divanımı göndermek sûretiyle
fethettim."[6]
Ali Şîr Nevâyî
bunları söylerken, ondan hem zaman hem de mekân olarak çok uzaklarda,
Anadolu'da, yani Türkiye'de onun için neler yapılmıştı. Şimdi bir de Anadolu
coğrafyasında onun için yapılan çalşımaların tarihçesine bir göz atalım.
Kuşkusuz, Ali Şîr Nevâyî bütün Türkler arasında olduğu gibi, Osmanlı
İmparatorluğu'nda da asırlardanberi çok geniş bir şöhrete sahipti.
İmparatorluğun Budin'den Basra'ya, bütün Anadolu ve Rumeli topraklarında,
Azerbaycan'da, İran ve İrak'ta, Kırım'da, Volga baylarında, Türkmenler
arasında, taa Akdeniz kıyılarından Kaşgar'a kadar bütün büyük merkezlerinde
onun eserleri okunmuş, okutulmuş ve taklit edilmiştir. Hatta sadece Osmanlı
coğrafyasında değil, İran'da Safevî saraylarıyla Hindistan'daki Türk saraylarında
onun eserleri okunmuş, şiirlerine nazireler yazılmıştır.
Anadolu'da
Nevâyî ile ile ilgili ilk eser, Çağatayca-Türkçe Abuşka Sözlüğü'dür.[7] Kimin tarafından nerede ve hangi tarihte
yazıldığı bilinmemekle birlikte, XVI. yüzyıl başlarında Anadolu'da hazırlandığı
sanılan bu sözlük, Nevâyî'nin eserlerinde geçen kelimeleri açıklamak için
meydana getirilmiş, ayrıca Mir Haydar, Lûtfî ve Ubeydullah Han'ın eserlerinden
örnekler alınmıştır. Türkiye'de Nevâyî'nin eserleriyle ilgili ilk çalışma ise
Yavuz Sultan Selim zamanında, Hakim Şah Muhammed Kazvinî (ö./ m.1558)'nin Mecâlisü'n-Nefâyis'i Farsça'ya çevirmeye
başlamasıdır. Eser, Kanuni devrinde tamamlanmıştır. XVI. yüzyıl tezkirelerinde
kendisi de bir tezkire yazarı olan Nevâyî ayrı bir madde olarak yer almaz.
Ancak XVII. yüzyıldan itibaren şuara tezkirelerinde Nevâyî'yi görmek mümkündür.
Daha sonra II.Osman'ın divan kâtiplerinden Edirneli Mehmed b. Mehmed'in
(ö./m.1640)Nuhbetü't-Tevârih Ve'l-ahbâr [8] adlı eserinde, Gelibolulu Mustafa Âlî'nin Menâkıb-ı Hünerverân'ında[9], Kâtip Çelebi'nin Keşfü'ş-Zünûn'unda[10] ve Süllemü'l-Vusûl
[11] (Arapça) adlı eserlerinde, Müstakimzâde
Süleyman Sadeddin'in Mecelletü'n-Nisâb
[12] ve Tuhfe-i
Hattâtîn [13] adlı eserlerinde, Nevâyî'nin Târîh-i Mülûk-i Acem adlı eserinin Türkçeye tercümesi olan
Fenâyî'nin Tarîh-i Fenâyî [14] adlı eserinde, yazarı bilinmeyen Cerîde-i Ta'lîkıyân'da[15], Süleyman Fehim'in Sefînetü'ş-Şu'arâ [16] adlı tezkiresinde, Lebib'in Cevâhir-i Mültekata [17] adlı eserinde Nevâyî'ye ait
bilgiler verilir. Nevâyî üzerine inceleme ve araştırmalar Tanzimattan sonra
Türk edebiyatında da devam eder. Ziya Paşa Harâbât
[18] adlı eserine Nevâyî'den örnekler alır. Ahmet
Vefik Paşa Lehçe-i Osmânî'de[19], Şeyh Süleyman Buhari, Lügat-ı Çağatay ve Türkî-i Osmânî[20] adlı eserinde, Ahmet Rıfat Lügat-i Tarihiyye ve Coğrafiyye'de[21], Şemsettin Sami Kâmüsü'l-Âlâm'da[22], Mehmed Süreyya Sicill-i Osmânî'de[23] Nevâî ve eserlerinden sözederler. Kuşkusuz
Nevâyî üzerine yazılanlar bunlardan ibaret değildir. Necib Asım, Mehmed Sâdık,
Veled İzbudak, Şemsettin Sami, Trabzonlu Hafız Mehmed Zühtü, Hüseyin Kâzım
Kadri, Râgıb Hulûsi Özdem, Hıfzı Tevfik Gönensay, Hamâmizâde İhsan Bey, Agah
Sırrı Levend, Sadettin Nüzhet Ergun, İ.Alaeddin Gövsa, Rıza Nur, Hikmet
İlaydın, Tahir Şakir Çağatay, Abdülkadir İnan, Ali Nihat Tarlan, Besim Atalay,
İ.Refet Işıtman, Zeki Velidi Togan, Şükrü Kurgan, İsmail Hikmet Ertaylan,
Abdülbaki Gölpınarlı, Nihat Sami Banarlı, Hasan Eren, Saadet Çağatay, Enver
Aycan, Abdülkadir Karahan, Ahmet Ateş, Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu, İbrahim
Kafesoğlu, İsa Yusuf Alptekin, M. Akkuşoğlu, Türker Acaroğlu, Behçet Necatigil,
Vasfi Mahir Kocatürk gibi araştırmacıların Nevâyî ile ilgili çalışmaları
bulunmaktadır.[24]
Türkiye ile
bağlantılı olarak yurt dışında Nevâyî üzerine yapılmış çalışmalar da vardır.
Ali Şîr Nevâyî hakkında monografi mahiyetinde ilk eser Nikitsky'nin 1856'da
Petersburg'da çıkan Rusça risalesidir. Daha sonra Fransız araştırmacı Belin'in
1861'de yayınlanan "Notice
biographique et litteraire sur Mir Ali Chir Nevâi" adlı eseri görülür.
Belin'in bu monografisiyle Mecâlisü'n-Nefâyis'ten Fransızca'ya tercüme edilen
parçalar Türkçe'ye ilk defa İsmail Hakkı Bey tarafından 1309'da çıkan Mektep
Mecmuası'nın 1-7. sayılarında "Ali
Şîr Nevâyi ve Çağatay Şu'arâsı" başlığı altında çevrilir ve
yayınlanır. Daha sonra Necib Asım Bey, Muhâkemetü'l-Lügateyn'in
İstanbul baskısının mukaddimesinde (İstanbul 1315) bunu özet olarak tekrar
tercüme edip Yayinlar. Sözkonusu monografi İsmail Hikmet tarafından 1926
yılında Bakü'de, Nevâyî Mecmuası'nda yayınlanır. Aynı mecmuada Çobanzâde'nin Nevâyî, Dilci adlı küçük bir yazısıyla, Mirza Muhsin İbrahimî'nin Fars
Edebiyatının Ali Şîr Nevâyî'ye tesiri adlı bir makalesi de vardır. Bu yazıda
Nizâmî'nin Mahzenü'l-Esrar'ı ile
Nevâyî'nin Hayretü'l-Ebrâr'ı arasında
küçük bir karşılaştırma yapılır. Sovyetler Birliği İlimler Akademisi tarafından
1928'de yayınlanan Mîr Ali Şîr adlı mecmuada, E. Berthels'in "Nevâyî ve Attar" adlı önemli
makalesi, Barthold'un "Mîr Ali Şîr
ve Siyâsî Hayat" adlı incelemesi, A. Samoyloviç'in "Orta Asya Edebî Dilinin Tarihi"
başlıklı yazısı, Romaskeviç'in "Yeni
Bir Çağatay-Fars Lügati" gibi bazı makale ve tenkidler de yer alır.Bu
son makalenin tercümesi Türkiyat mecmuasının IV. cildinde, Barthold'un makalesi
de Ülkü Mecmuası'nın X. ve XI. ciltlerinde yayınlanır. A. Semenof'un 1926'da
Taşkent'te çıkan "Ali Şîr'e Ait Bir Fars Rivayeti" adlı makalesinin
tercümesi de yine Ülkü Mecmuası'nın Şubat 1941 sayısında neşredilir. L.
Bouvat'nın Journal Asiatique (CCVIII, 1926, p.193-299)'de çıkan "Essai sur la civilisation timouride"
adlı makalesinde Nevâyî hakkında verilen bilgi son derece yüzeyseldir. Aynı
şekilde E. Browne'ın İngilizce İran Edebiyatı Tarihi'nde (1920, c.III,
s.507-508.) verilen bilgiler de oldukça yetersizdir. Fuad Köprülü'nün, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar
(İstanbul 1919) adlı eseriyle Barthold'un "Encyclopedie de L'Islam"daki Çağatay Edebiyatı maddesinde de
Nevâyî'den kısaca sözedilir. Köprülü'nün, Türk
Dili ve Edebiyatı Hakkında Araştırmalar (İstanbul 1934) adlı kitabında da
"Ali Şîr Nevâyî ve Tesirleri"
başlığını taşıyan bir bölüm (s.257-266) vardır. Dr. Tahir Şakir'in 1939 yılında
Berlin'de çıkan "Türkistan Millî
Mefkûresi ve Ali Şîr Nevâyî" adlı risalesi ise ilmî ve objektif bir
eser olmaktan ziyade, kısmen yeni görüşler taşıyan bir çalışma olarak dikkati
çeker.[25]
Görüldüğü gibi
Türk kültür ve edebiyatı için böylesine önemli bu büyük şahsiyet üzerinde
özellikle Türkiye'de bugüne kadar birbirinden farklı çok sayıda çalışma
yapılmıştır. Ali Şîr Nevâyî üzerine Türkiye'de yapılan modern anlamda araştırma
ve çalışmaların dönüm noktası doğumunun 500. yıldönümü olan 9 Şubat 1941'de
gerçekleştirilen anma törenleridir.
Nevâyî'nin 525.doğum yıldönümü olan 9 Şubat 1966'da ise bu büyük
sanatkârın hayatını, sanatını, kişiliğini ve eserlerini Türk kültürüne
kazandıracak önemli bir projenin kararı alınır. Türk Dil Kurumu bu amaçla Agah
Sırrı Levend'e bu eserlerin hazırlanması görevini verir. Kısa sürede bu proje
tamamlanarak Türk dünyasına kazandırılır.[26] Bu büyük şairin ölümünün 500. yıldönümü olan
2001 yılında ise Türkiye'de İstanbul Büyükşehir Belediye'sinin 16 Ocak 2001
tarihinde İstanbul'da gerçekleştirdiği anma toplantısı dışında herhangi bir
bilimsel etkinlik yapılmamıştır. Üzüntüyle belirtmek gerekirse bütün Türk
yurtlarının ortak atası, bu büyük insanın 500. ölüm yıldönümü sessiz sedasız
geçip gitmiştir.
İşte yukarıda
belirtilen bütün bu çalışma ve araştırmaların dışında Türk üniversitelerinde
doçentlik tezi[27] çalışmalarından tutunuz da akademik amaçlı
doktora[28], yüksek lisans[29] ve lisans tezlerine kadar onlarca ilmî
çalışma, çeşitli konferanslarda sunulan
bildiriler, Nevâyî ve eserleri için hazırlanan kitaplar[30], yüzlerce makaleden oluşan
yazı çalışmaları[31] bulunmakta ve onu anlamaya, anlatmaya,
tanıtmaya yönelik faaliyetler bugün de hâlâ sürmektedir.
Türk
dünyasının bu büyük bilgini, şairi ve devlet adamını bu vesileyle bir kez daha
saygıyla anıyor, onun manevî şahsiyeti önünde saygıyla eğiliyoruz. İnanıyoruz
ki onun fikir ve düşünceleri, gayret ve çabaları sonsuza kadar unutulmayacak ve
ebediyyen yaşayacaktır.
[1] Yrd.Doç.Dr. Rıdvan Canım; Atatürk Üniversitesi
Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü Öğretim
Üyesi. Erzurum / TÜRKİYE
[2] Kurnaz, Cemal; Anadolu'da Orta Asyalı Şairler. T.C.Kültür Bakanlığı, Kültür
Eserleri Dizisi. Ankara 1997.
[3] İsen, Mustafa; Prof.Dr.; Ötelerden Bir Ses. Divan Edebiyatı ve Balkanlarda Türk Edebiyatı
Üzerine Makaleler. Akçağ
Yay.
Ankara 1997.294-304.
[4] Koçar, Çağatay; Türkistan ile İlgili Makaleler. Kültür Bakanlığı Yay. Ankara 1991,
s.91.
[5] A. Şîr Nevâyî; Muhakemetü'l-Lügateyn. Haz; İ.Refet Işıtman. Ankara 1941, s.81-82;
132-133.
[6] Pala, İskender; Prof.Dr; Ordusu Olmayan Bir Hükümdar : Ali Şîr Nevãyî. Gösteri. İstanbul,
Mart 2001. s.39.
[7] Abuşka yazmalarının İstanbul'daki başlıca
nüshaları : İst. Üniv. Ktp. TY.1387, Süleymaniye Ktp. Esad Ef. No: 3264,
Halet Ef. No: 579, Ayasofya No: 4748.
[8] Nuhbetü't-Tevârih
Ve'l-ahbâr . İstanbul Üniv.Ktp. TY.2369.
[9] Menâkıb-ı
Hünerverân. Haz. İbnülemin Mahmud Kemal. Matbaa-i Amire. İstanbul 1926.
[10] Keşfü'ş-Zünûn.
Maarif Basımevi. İstanbul 1941.
[11] Süllemü'l-Vusûl
. Süleymaniye Ktp. Şehid Ali Paşa. No: 1887. yk.157b.
[12] Mecelletü'n-Nisâb
. Süleymaniye Ktp. Halet Ef. No: 628, yk. 414, 428.
[13] Tuhfe-i
Hattâtîn . Devlet Basımevi. İstanbul 1928, s.686-687.
[14] Tarîh-i
Fenâyî . Süleymaniye Ktp. Fatih 4267.
[15] Cerîde-i
Ta'lîkıyân. Paris Bibliotheque Nationale, Blochet; Cataloque des
Manuscripts Turcs. Suppl. No: 1156.
[16] Sefînetü'ş-Şu'arâ
. Tophane-i Amire Matb. İstanbul 1259, s.241-246.
[17] Cevâhir-i
Mültekata . İstanbul 1286.
[18] Harâbât.
İstanbul 1291.
[19] Lehçe-i
Osmânî. İstanbul 1293.
[20] Lügat-ı
Çağatay ve Türkî-i Osmânî . İstanbul 1298.
[21] Lügat-i
Tarihiyye ve Coğrafiyye. İstanbul 1300, C.VII, s.53-54.
[22] Kâmüsü'l-Âlâm.
İstanbul 1306.C.IV, s.3195.
[23] Sicill-i
Osmânî. İstanbul 1308. C.III, s.494.
[24] Bkz.Levend, A.Sırrı; Ali Şîr Nevâyî. I. Cilt. Hayatı Sanatı ve Kişiliği. TDK Yay, Ankara
1965, s.278-294.
[25] M. Fuad Köprülü; Ali Şîr Nevâyî. Edebiyat Araştırmaları-2. Ötüken. İstanbul 1989.
s.429-438.
[26] Korkmaz, Zeynep; Türk Dili Üzerine
Araştırmalar. İkinci Kitap. Ali Şîr Nevâyî.
TDK Yay. Ankara 1995, s.438.
[27] Canpolat, Mustafa; Ali Şîr Nevâyî. Lisânü't-Tayr. İnceleme-Metin. Doçentlik Tezi. İstanbul Üniversitesi. İst.
1972.
[28] A.Deniz, Abik; Ali Şîr Nevâyî'nin Risâleleri. Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi.
Ankara 1993.
* Alpay, Gönül; Ali Şîr Nevâyî. Ferhad ü Şirin. Doktora Tezi. İstanbul
Üniversitesi. İstanbul 1967. 567 s.
* Çelik, Ülkü; Ali Şîr Nevâyî. Leylî vü Mecnun. Metin-Gramer-Sözlük. Doktora Tezi. Hacettepe Üniv. Ankara
1993.
* Karaörs, M.
Metin; Ali Şîr Nevâyî. Nevâdirü'ş-Şebâb. II. Divan. Metin-Dil İncelemesi-Giriş. İst.Üniv. İst.1985.
* Kaya, Önal; Ali Şîr Nevâyî. Fevâyidü'l-Kiber. İnceleme-Metin-Dizin. Doktora Tezi. Ankara Üniv..
Ankara 1989.
* (Kut)Alpay, Günay; Ali Şîr Nevâyî'nin Birinci Divanı : Garâibü's-Sıgar.
Doktora Tezi. İst. Üniv. İst.
1965. 766 s.
* Sabir, Muhammed; Mir Ali Şîr Nevâyî'nin İlk Mesnevisi Haynetü'l-Ebrar Hakkında
Araştırmalar. Edisyon Kritik- İmlâ-Dil
Hususiyetleri ve Lügatçe. Doktora Tezi. İstanbul
Üniversitesi. İstanbul 1961.
* Tören, Hatice; Ali Şîr Nevâyî : Sedd-i İskenderî. Metin-İnceleme-Dizin. Doktora
Tezi. İstanbul
Üniv. İstanbul 1990.
*
Türkay, Kaya; Ali Şîr Nevâyî :
Bedâyi'ul-Vasat. İnceleme-Metin-Dizin.Doktora Tezi. Ankara Üniv.
Ankara 1988.
[29] Barutçu, Sema-Özönder, F; Ali Şîr Nevâyî. Muhakemetü'l-Lügateyn. Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniv. Ankara
1984.
*
Çöktü, Güzin; Ali Şîr Nevâyî.
Mahbûbü'l-Kulûb. Yüksek Lisans Tezi. Gazi Üniversitesi. Ankara 1985.
*
Gençtürk, Tülay; Ali Şîr Nevâyî
Divanlarından Yapılan Derleme. Tuhfetü's-Selâtîn ve Eserde Geçen İsim-Fiiler.
Yüksek Lisans Tezi.
Boğaziçi Üniversitesi. İstanbul 1995.
*
Özçelik, Saadettin; Ali Şîr Nevâyî.
Mecâlisü'n-Nefâyis. Yüksek Lisans Tezi. Gazi Üniversitesi. Ankara 1981.
[30] Kaya, Önal; Ali Şîr Nevâyî. Fevâyidü'l-Kiber. TDK Yay. Ankara 1996.
*
Barutçu, Sema- Özönder, Fatma;
Muhakemetü'l-Lügateyn. İki Dilin Mukayesesi. TDK.Yay. Ankara 1996.
*
Alpay, Gönül; Ali Şîr Nevâyî. Ferhad ü
Şirin. İnceleme-Metin. Atatürk
Kültür ve Dil
Yüksek Kurumu. Ankara 1996.
*
Çelik, Ülkü; Ali Şîr Nevâyî. Leylî vü
Mecnun. TDK Yay. Ankara 1996. 383 s.
*
Işıtman, İ.Refet; Muhakemetü'l-Lügateyn.
TDK Yay. Ankara 1941. 304 s.
*
Eraslan, Kemal; Ali Şîr Nevâyî.
Mîzânü'l-Evzân. Vezinlerin Terazisi. TDK Yay. Ankara 1993. 198 s.
*
Ayan, Hüseyin; Ali Şîr Nevâyî.
Mecâlisü'n-Nefâyis. Atatürk Üniversitesi. Erzurum 1995.
*
Canpolat, Mustafa; Ali Şîr Nevâyî.
Lisânü't-Tayr. TDK Yay. Ankara 1995. 279 s.
*
Eraslan, Kemal; Ali Şîr Nevâyî.
Nesâyimü'l-Mahabbe min Şemâyimi'l-Fütüvve. İst.
1979. TDK Yay. Ankara 1996.
*
Aybek, M.T; Nevâî. Roman. Çev:
D.Ahsen Batur. Ötüken Yay. İstanbul 1995, 447 s.
*
Levend, A.Sırrı; Ali Şîr Nevâyî. I.Cilt :
Hayatı, Sanatı ve Kişiliği. TDK Yay. Ankara 1965. XIII+306 s. II.Cilt:
Divanlar : 4 Türkçe, 1 Farsça Divan. TDK
Yay. Ankara 1966. VIII+272 s. III. Cilt :
Hamse. TDK Yay. Ankara
1967.
IV.Cilt. Divanlar İle Hamse Dışındaki
Eserler. TDK Yay. Ankara 1968.
*
İpekten, Haluk - İsen, Mustafa; Basılı Divanlar Kataloğu. Akçağ Yay.
Ankara1997. s.80-81.
*
Tarlan, A.Nihat; Ali Şîr Nevâyî.
(Doğumunun 500. Yılı Münasebetiyle.) İstanbul 1942.
[31] Göçgün, Önder; "Eserlerinin Işığında Fikrî ve Edebî Hüviyeti İle Ali Şîr Nevâyî"
. Bir : Türk Dünyası İncelemeleri
Dergisi.
: Prof.Dr. Kemal Eraslan Armağan Sayısı. Sayı : 9-10. s.227-244. 1998.
*
Karaörs, Metin; Ali Şîr Nevâyî "EÜEF.
Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi. Sayı : 6, s.255-270. İzmir 1991.
* Dizdaroğlu,
Hikmet; Nevâyî'de Dil Bilinci. Türk
Dili. C. XV, Sayı : 173, s.292-295.
* Nevâyî ve Türk Dili. Türk Dili. C. XV,
Sayı : 173, s.296-98.
*
Uygun, Rasime; Leningrad
Kitaplıklarındaki Nevai Yazmaları. TDAY. Belleten Ankara 1955.
*
İsen, Mustafa; Orta Asya Türk Edebî
Dilinin Anadolu Türk Edebî Diline Etkisi ve Ahmet Yesevî. Ötelerden Bir
Ses. Divan Edebiyatı ve
Balkanlarda Türk Edebiyatı Üzerine Makalaler. Akçağ Yay. Ankara 1997, s.294
*
Caferoğlu, Ahmet; Nevâyî'nin Türk Dilli
Hamsesi. Türk Dili. C. XV, Sayı : 173, s.298-300.
*
Dilaçar, A.; Nevâyî'nin Dil Anlayışı.
Türk Dili. C. XV, Sayı : 173, s.301 302.
*
Timurtaş, F.Kadri; Ali Şîr Nevâyî'de Türklük
Duygusu. Türk Dili. C. XV, Sayı : 173, s.304-305.
*
Kırzıoğlu, M.Fahrettin; Türk Dilini Sevme Bakımından Nevâyî'nin Yeri. Türk
Dili. C. XV, Sayı : 173, s.306-316.
*
Eraslan, Kemal; Nevâyî'nin Hâlât-ı Seyyid
Hasan Big Risalesi. Türkiyat Mecmuası. İstanbul 1971, s.89-110.
*
Karaörs, Metin; Ali Şîr Nevâyî'nin İkinci Divanı Nevâdirü'ş-Şebâb.
Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.
Sayı
: 5, s.219-230. Kayseri, 1994.
*
Karasoy, Yakup; Şiban Han Divanında
Nevâyî'ye Nazireleri. Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dergisi.
Sayı
:
7-8, s.53-60. Konya 1992-93.
*
Üzgör, Tahir; Ali Şîr Nevâyî ve Fuzûli
Arasında Bazı Benzerlikler. Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fak. Türklük
Araştırmaları Dergisi. Amil Çelebioğlu
Armağanı. Sayı : 7, s.565-577. İstanbul 1991-92.
*
Tural, Güzin; Ali Şîr Nevâyî'yi
Yetiştiren Çevre ve Dönem. Türk Kültürü. Yıl : 31, Sayı : 36 (Nisan 1993),
s.232-235.
*
Tören, Hatice; Nevâyî'nin Sedd-i
İskenderî Adlı Eserende Tabiat Tasvirleri. İlmî Araştırmalar Dergisi. Sayı :
1, s.141- 156. İst.
1995.
*
Subtelny, Maria Eva; The Vaqfiya of Ali
Şîr Navaî as Apologia. Journal of Turkish Studies. (Türklük Bilgisi
Araştırmaları) Sayı :15, s.257-286.
1993.
*
Levend, A.Sırrı; Nevâyî'ye Atfedilen Bir
Eser, Muammeyât-ı Esmâ-i Hüsna. TDAY. Belleten. Ankara 1957.
*
Polat, Abdurop; Ali Şîr Nevâyî ve Meşhur Eseri Muhakemetü'l-Lügateyn Hakkında.
Türk Kültürü. Yıl 34, s.396,
(Nisan
1996), s.206-212.
*
Özkan, Fatma; Nevâyî Eserleri İçin
Yazılmış Bir Lügat. Bilig. Sayı : 1 Bahar 1996, s.198-243.
*
Caferoğlu, Ahmet; Çağatay Türkçesi ve
Nevâyî. Edebiyat Fakültesi. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. C.II, Sayı:
3-4. s.141-154. İstanbul 1948.
*
Timurtaş, F.Kadri; Nevâyî'nin Türk Diline
Hizmetleri, Türkçeciliği. Haz. Mustafa Özcan; Makaleler (Dil ve Edebiyat
İncelemeleri) TDK Yay. Ankara 1997,
s.305-310.
*
A.K. Brovkov; Özbek Yazı Dilinin Kurucusu
Ali Şîr Nevâyî. Çev. Rasime Uygun. TDAY. Belleten 1954.
*
Levend, A. Sırrı; Türkiye
Kitaplıklarındaki Nevâyî Yazmaları. TDAY. Belleten Ankara,1958.
*
Mengi, Mine; Eski Türk Edebiyatı Tarihi.
Metinler. Akçağ Yay. Ankara l994, s.97.
*
Levend, A. Sırrı; Nevâyî'ye Atfedilen
Esmâ-i Hüsnâ Muammalarının Sahibi. TDAY.Belleten. Ankara 1958.
*
Ahmedov, Nurullah; Türk Halk Edebiyatında
Ali Şîr Nevâyî'nin Betimlemesi. Bilig. Bilim ve Kültür Dergisi. Ankara,
Kış 1997, Sayı: 4,
s.193-198.
*
Levend, A.Sırrı; Nevâyî'nin Arapça
Sözlüğü. TDAY. Belleten. Ankara 1956.
* Kut, Günay; TDVİA. Ali Şîr Nevâyî Madd. C.2, s.453.
İstanbul 1989.
*
Levend, A.Sırrı; Nevâyî'nin Eserleri.
TDAY.Belleten. Ankara 1957.
* Köprülü, F; İA. Çağatay Edb. Madd. C.III, s.297-306.
*
Levend, A.Sırrı; Nevâyî Adına Basılmış
Bir Eser. Jean Deny Armağanı. TDK Yay. Ankara 1958.
*
Çavuşoğlu, Mehmet; Kanuni Devrinin Sonuna
Kadar Anadolu'da Nevâyî Tesiri Üzerine Notlar. Atsız Armağanı.
İstanbul 1976. s.75.
*
Bertels, E; Alişer Navoi. Leyli i Mecnun.
Semion Lipkin Tercümesine Önsöz. Taşkent 1948. (Türkçesi; Türkiyat Mec.
C.IX, s.1, 1946.)
*
Volisin, S.L; Nevaî Yazmaları. TDAY.Belleten.
Ankara 1955.
* Sertkaya, O. Fahri ; Osmanlı Şairlerinin Çağatayca Şiirleri.
Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi. C.XVIII, s.133-138. 1970; C.XIX, s.171-184.1971 ; C.XX, s.157-184. l972 ; C.XXII,
s.169-189. l977.
*
Togan, Z.Velidi; Ali Şîr Madd. İslam Ansiklopedisi. C.I, s.349-357.
* Levend, A.S; A.Şîr Nevayi. Türk Dili C.XV, Sayı : 173. Ankara 1966, s.285-291.
* Aycan, Enver; Nevâyî'nin Ferhad ü Şirin Mesnevisinin Konusu. Türk Dili. C.II,
Sayı: 19, s.417-421.